Nıfs-ı Cihan : İsfahan

ifsahan

İsfahan Nizamülmülk döneminde bütün İslâm dünyasının ilim başkenti konumuna gelmiştir. Öyle ki, kimilerine göre İslâm dünyasına ilim bu dönemde İsfahan’dan yayılmıştır. Bugün İsfahan bir milyonu olan nüfusu ile İran’ın dördüncü en büyük Şehridir ve Necef-âbâd, Hane İsfahan, Humeynî-Şehr, Şahin-Şehr, Zerrin-Şehr, Mübarake gibi şehirlerin oluşturduğu İsfahan eyaletinin de başkentidir.

Camileri, meydanları, köprüleri ve çarşılarıyla İran’ın en güzel şehirlerinden biridir İsfahan. Bundan dolayı Fars-lar onu cihanın yarısı yani nısf-ı cihân diye nitelerler. Başkent Tahran’ın takriben 340 km. güneyinde yer alan bu şehir Orta İran platosunu sulayan Zâyenderûd neh-rinin sol sahilinde ve Yahûdiye’ye yaklaşık 2 mil mesa-fede yer alan eski Gaba şehrinin üstünde kurulmuştur.

İsfahan şehri genel kabule göre ismini atlı askerler an-lamına gelen Sipâhân kelimesinden almıştır. Bir savaş çıktığında Sâsânî ordusu şehrin önündeki düzlükte sa-vaş düzeni aldığı için şehre bu adın verildiği kabul edilir.

İsfahan’ın Tarihi Şehrin tarihi taş devrine dek uzansa da gelişimini 1050 ile 1722 yılları arasında gerçekleştirir. Gelişimini büyük ölçüde Safevîler döneminde gerçekleştirmiştir. Bu dö-nemde Safevîler, İsfahan’ı devletin başkenti yapmışlar-dır. Hâlen şehirdeki pek çok tarihî yapı o dönemin ihti-şamının izlerini taşır. Meydanları, camileri, köprüleri ve saraylarıyla bu şehir İslâm mimarîsine ait pek çok şaheseri bünyesinde barındırır. Bu eserler arasında yer alan Nakş-ı Cihân Meydanı geçtiğimiz yıllarda dünya kültür mirası projesi kapsamına alınmıştır.

Tarihî kaynaklara göre İsfahan H. 23 yılında Müslüman-lar tarafından fethedilmiştir. Rivâyete göre İranlılarla yapılan Nihâvend savaşının ardından şehre yönelen Müslüman birlikler, şehri savaş yapmadan yetkililer-den teslim almışlar ve şehir barış yoluyla İslâm toprağı olmuştur. Emevîler ve Abbâsîler döneminde toplanan vergi miktarları İsfahan’ın o zamanlar ne denli zengin bir şehir olduğunun bir kanıtıdır. İsfahan Abbâsî devle-tinin merkezî otoritesinin zayıfladığı dönemde Dülefîler, Saffârîler ve kısa bir dönem de Sâmânîlerin yönetimi altın-da kalmıştır. X. yüzyılda Büveyhîlerin idaresi altına giren şehir başkent yapılmış ve gelişimini Büveyhî devletinin idaresi altında sürdürmüştür.

Büveyhîlerin yönetim yıllarında şehirde pek çok imar faaliyeti yapılmış ve İsfahan bir ilim ve kültür havzasına dönüştürül-müştür. Ünlü ahlâkçı ve âlim İbn Miskeveyh gibi isimler bu dö-nemde İsfahan’da yaşayan önemli sîmâlardandır.

Büveyhîlerin idaresinin zayıflamasını fırsat bilen Emir Alâuddevle tarafından zapt edilen İsfahan bir müddet onun yönetimi altında kalmış ve yine dönemin gözde ilim ve kültür başkentleri arasında yerini almıştır. Emir Alâuddevle’nin özel-likle ilim ve sanat adamlarını himaye eder tavrı İsfahan’ı bu çevreler için bir gözbebeği konumuna getirmiştir. Ünlü hekim ve filozof İbn-i Sînâ bu dönemde İsfahan’da yaşayan isimler-dendir. İbn Sînâ Dânişnâme-i Alâî ve el-İşârât ve’t-Tenbîhât gibi bazı eserlerini Alâuddevle’nin İsfahan’ında yazmıştır.

1042-1043 yıllarına gelindiğinde şehir Tuğrul Bey tarafından barış yoluyla alınarak bir Selçuklu kenti hâline getirilmiş-tir. Tuğrul Bey şehrin imarı ve gelişimi için çeşitli tedbirler uygulamıştır. İsfahan’ın Selçuklu dönemindeki asıl gelişimi Alparslan’ın oğlu Melik Şah zamanına rastlamaktadır. İsfahan’ı Selçuklu başkenti yapan Melik Şah şehirde önemli kalıcı eser-lere de imza atmıştır. Bunlar içinde en önemlisi kendi türbe-sinin de içinde yer aldığı Medrese-i Celâlî adıyla da bilinen İsfahan Nizâmiyesi’dir. Nizâmülmülk de İsfahan’ın gelişimine katkıda bulunan önemli isimler arasındadır. Nizâmülmülk’ün İsfahan’da bir hankâh ve bir medrese inşa ettirdiği bilinmek-tedir. Nizamülmülk’ün türbesi de Melik Şah’ın türbesi gibi İsfahan’da yer alır. İsfahan bu dönemde bütün İslâm dünyası-nın ilim başkenti konumuna gelmiştir. Öyle ki, kimilerine göre İslâm dünyasına ilim bu dönemde İsfahan’dan yayılmıştır.

Melik Şah’ın öldürülmesinin ardından İsfahan, Selçuklu devle-tindeki taht kavgalarının odağı konumuna gelse de diğer taraf-tan Selçukluların İsfahan’daki imar faaliyetlerinin hız kesme-den devam ettiği görülmektedir. Melik Şah’ın oğlu Muhammed Tapar devrinde yollar, köprüler yapılmış ve su kanalları açılarak şehrin altyapı çalışmalarına önem verilmiştir.

İsfahan Hârizmşahlar döneminde Moğol tehdidiyle karşı karşıya gelmiştir. Celâleddin Hârizmşah Moğol-larla yaptığı uzun mücadelelerden sonra İsfahan’a sığınır. Kuşatılan şehir uzun müddet dayandıktan sonra Celâleddin’in huruç harekâtıyla püskürtülen Moğol tehdidinden kısa bir süre kurtulur. 1236 yılına gelindi-ğinde ise şehir Moğollar tarafından zapt edilecektir.

Cengiz’in ölümünün hemen ardından kurduğu Moğol İmparatorluğunun bölünmesiyle ortaya çıkan İlhanlı Devleti döneminde İsfahan yine itibarlı günlerine dönmüştür. Bu dönemde İlhanlı hakanları başkent olarak İsfahan’ı kabul etmeseler de İsfahan’a büyük önem vermişlerdir. Cengiz’in torunu olan Olcaytu’nun Müs-lümanlığı kabul edip Şiî mezhebini benimsemesiyle özellikle burada yer alan Şiî ulemâ devlet tarafından desteklenmiştir. Ünlü seyyah İbn Battûta bu dönemde İsfahan’ın iktisâdî açıdan ne kadar gelişmiş bir şehir olduğunu seyahatnâmesinde aktarmaktadır.

İlhanlı devletinin yıkılmasını takip eden yıllarda İsfahan şehri Muzafferîlerin ve Celâyirlilerin hâkimiyetinde kalır. Muzafferîlerin zayıfladıkları dönemde şehir Timur’un ordusu tarafından kuşatılır.

Timur ordusu şehrin ileri gelenleri ve ulemâ tarafın-an saygıyla karşılanırsa da askerlerin yaptıkları taşkınlık neticesinde çatışma çıkar ve Timur’un ordusuna mensup bazı askerler bu çatışmada öldürülür. Buna kızan Timur’un tepkisi korkunçtur. Sonuç 70. 000 İsfahanlı’nın kellesinden oluşan bir tepedir.

Timur’un ölümünün ardından ortaya çıkan karışıklıklar geçmişte olduğu gibi yine İsfahan’ın sık sık el değiştir-mesine neden olmuştur. Timurluların taht kavgaları arasında yıpranan İsfahan bu dönemde Karakoyunlu Sultanı Cihan Şah’ın denetimine geçmiştir. Karakoyun-luların gelmesinden kısa süre sonra çıkan isyan, Şah Cihan tarafından çok sert ve kanlı bir şekilde bastırılır.

Benzer konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir