Bilim tarihinin peşinde bir ömür : Fuat Sezgin

143925prof-dr-fuat-sezgin

“Hayat bir andır.” Dünyaca ünlü Bilimler Tarihçisi Fuat Sezgin’in hikâyesinin mottosu budur diyebiliriz. Sezgin, 1943 yılında dinlediği bir dersin yalnızca kendi hayatının değil, bütün bir bilim tarihinin seyrini değiştireceğini asla tahmin edemezdi. O güne kadar mühendis olmak isteyen Sezgin, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde ünlü Alman oryantalist Prof. Dr. Hellmut Ritter’in dersine girer ve kendi tabiriyle “büyülenmiş” gibidir adeta. O günden sonra hemen Edebiyat Fakültesi’ne kaydını yaptıran ve Hellmut Ritter’in öğrencisi olan Sezgin, ilim yolundaki uzun yolculuğuna da ilk adımı böylelikle atar.”

Üniversiteye başladıktan kısa bir süre sonra Almanların Bulgaristan’a girmesinden dolayı Türkiye’de üni-versiteler tatil edilir. Bunu fırsat bilen Sezgin 6 aylık bir süre zarfında evde babasından kalma 30 ciltlik Taberî Tefsiri’ni okuyup günde 17 saat çalışarak Arapça’yı öğ-renir. Öğrencilik yıllarından itibaren hocası Ritter ile İstanbul’daki kütüphanelerde el yazmaları üzerine araş-tırmalarda bulunan Sezgin daha o yıllarda İslam Bilim Tarihi üzerine çalışmayı aklına koyar. Sezgin o günleri bir konuşmasında şöyle anlatır: “…Yavaş yavaş kitapları, yazarları tanımaya başladım. Hiçbir şeyi de unutmuyor, [Hellmut Ritter’in] söylediği her şeyi hafızamda tutuyordum. Kolay değil, bir adam sana birçok nesilden aldığı birikimi, öğrendiği her şeyi veriyor, aktarıyor. Öyle şeyler ki hiçbir yerde bulamaz, hiçbir kitapta oku-yamazsın. Bu şuurla söylediği her şeyi kafama almaya çalışıyordum.”

Aynı üniversitede önce doktor, daha sonra da doçent olduktan sonra hayatının seyrini değiştirecek olan ikin-ci bir olay yaşanır: 27 Mayıs darbesinden sonra askerî yönetim tarafından üniversitelerden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin içinde o da vardır. Bundan sonra 1961 yılında Almanya’dan gelen teklifi değerlendirerek Frankfurt’a giderek orada Bilimler Tarihi profesörü olur. Bütün çalışmalarını İslam Bilim Tarihi üzerine yoğunlaştıran Sezgin, 1982 yılında bu alanda daha iyi şartlar-da çalışmak ve üretmek için Frankfurt Üniversitesi’ne bağlı olarak Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nü kurar.

Bir yandan İslam Bilim Tarihi’ni daha iyi etüt etmek adı-na çeşitli projeler geliştirip eserler kaleme alırken diğer yandan 1983 yılında İslam bilim dünyasında 9. yüz-yıldan 16. yüzyılın sonlarına kadar kullanılan aletlerin modellerinin sergilendiği bir müze kurar. İslam bilginlerinin eserlerinde yer verdikleri aletlerin çizimlerini temel alarak başlangıçta 20-30 kadar aletin modelini yap-mayı planlarken son zamanlarda bu sayı 800’ü aşmıştır. Aynı müzenin bir benzeri Sezgin’in büyük gayretleriyle Mayıs 2008’de İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi adıyla Gülhane’de açılır.

Bir insan ömrüne sığmayacak pek çok çalışmaya imza atan Sezgin ilk cildi 1967’de yayınlanan ve büyük bir külliyata doğru giden bir İslam Bilimler Tarihi yazar, matematikten astronomiye, optikten coğrafyaya onlar-ca konuda İslam bilim geleneğini yeni keşifler ışığında inceler.

“Bilimler tarihi insanlığın müşterek mirasıdır” düsturuyla hareket eden, ilerleyen yaşına rağmen halen daha çalışmakta, yayınlar yapmakta ve çeşitli projeler üretmekte olan Fuat Sezgin’den ve hayatından öğrenecek çok şeyimiz var.

Benzer konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir